BABAYASA’YA DİKKAT EDELİM!
05 Mart 2010 Cuma 20:21
Baran Yücesoy yazıyor

Geçen yazımda BDP"lileri kastederek; “Kardeşim siz ne iş yaparsınız” diye sormuştum ya, cevabını biraz geç de olsa almış sayılırım. Yanlış anlaşılmasın, sözlü olarak değil de, tavır olarak denebilir. Şöyle ki, efendim, malumunuz, bu sıralar Mecliste bir hareketlilik var ve özet olarak tüm partilerle birlikte, DKÖ"lerin, diğer sivil kurum ve kuruluşların, kısacası ülkedeki tüm kesimlerin fikirlerinin alınarak düzenlenmesi düşünülen yeni Anayasa taslağının oluşturulması aşamasından sonra kaleme alınacak nihai metnin Meclis"ten geçebilmesi için, girdikleri günden beri yan gelip yatan, arada sırada diğer vekillere sataşıp; “Haklarını yemeyelim, adamlar en azından Meclis"in aktif durumda kalmasını sağlıyorlar” dedirterek var olduklarını belli eden BDP"li vekillerin oyuna ihtiyaç hasıl oldu ya, aman bir velvele sormayın gitsin. Hemen havalara girdiler, sanki bunlar olmazsa millet anayasasız kalacak.

American Eagle (Dikkat! Amerikan Kartalı diyorum şahin demiyorum, kartalın olduğu yerde şahinin esamesi okunmaz, hele de o kartal bir de Amerikan kartalı olursa!) Selahattin Demirtaş hemen geçti mikrofonun karşısına ve;

“Bu anayasa değişikliği paketi halkın beklentilerini karşılamaktan uzaktır. Yapılacak değişiklikler asgari taleplerimizi karşılamayacaksa hiç gelmeyin. Eğer seçim barajı kırmızı çizgimizdir diyorlarsa bizim de kırmızı çizgimizdir. Tartışacak hiçbir şeyimiz yok. Hazine yardımıyla ilgili de değişiklik bekliyoruz. Seçim barajı gibi hazine yardımı da kırmızı çizgimiz.”

dedi.

Şimdi ben de size Amerikan Kartalı Selahattin Demirtaş"ın ve liderliğini yaptığı zihniyetin asıl derdini, eveleyip geveleyip bir türlü ağzından çıkartamadığı baklayı kendimce izah etmek istiyorum:

“Bu anayasa değişikliğini kabul etmeme konusunda malum yerlerden emir aldık. Bize; “Anayasanın değiştirilemez ilk 4 maddesini değiştirsinler” dediler. Yani “Türkiye Devleti bir Cumhuriyet"tir” şeklindeki ilk maddeyi “Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına dayanan özgürlük ve adalet değerleri üzerine kurulu laik, demokratik, sosyal hukuk devletidir.”, “Türkiye Cumhuriyeti (…) Atatürk milliyetçiliğine bağlı (…) demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” şeklindeki ikinci maddeyi “Türkiye Cumhuriyeti farklı kimlik kültürlerden oluşan ayrılmaz bütündür”, “… Dili Türkçe"dir. Bayrağı, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Marşı İstiklal Marşıdır” şeklindeki üçüncü maddeyi “Resmi dil Türkçe"dir. Herkes kamusal ve özel işlemlerinde ana dillerini kullanma hakkına sahiptir.” şeklinde değiştirsinler. Hele hele ilk üç maddenin değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini öngören dördüncü maddeyi külliyen yok saysınlar.” dediler. Abicim elinizi ayağınızı öpeyim. Yok asgari idi, yok kırmızı çizgi idi, yok eflatun idi, bilmem ne, bunların hepsi ayak.”

Evet sevgili okurlarım, olayın özeti maalesef budur. Acı ama bir gerçektir. Yöre halkının, her birini bağımsız birer milletvekili olarak Meclis"e göndermesinin ardından, bağımsız birer vekilken de çözülmesi gereken sorunları Meclis"e getirebilecekken bunu yapmayan, daha doğrusu yapamayan, sürü psikolojisinin en güzel örneğini verip, bir araya gelerek başkaları tarafından güdülmeyi kendilerine yedirebilen bu insanlardan da ancak bu beklenirdi.

Oylarıyla sizi oraya gönderenlerin çözülmesi gereken asıl sorunlarının “işsizlik” ve dolayısıyla “açlık” olduğunu bal gibi biliyorsunuz ama öyle bir maşa olmuşsunuz ki farkında bile değilsiniz. Amerikan Kartalı Selahattin Demirtaş, senden ne kartal ne de şahin olur. Olsa olsa saksağan olur.

Konuya başka bir boyuttan bakmak gerekirse, Emine Ayna"nın 26 Ağustos 2007 tarihinde Adana Teşkilatı"nın kongresinde yaptığı konuşmayı şöyle bir hatırlamakta yarar var. O gün ne demişti Emine Ayna? Saksağan Selahattin"in bugün söylemek isteyip de dansöz gibi kıvırıp bir türlü söyleyemediği şeyleri daha o gün açık açık söylemişti:

“Devletin ve Cumhuriyetin niteliklerinde değişiklik yapılmasının önüne geçen Anayasa"nın dördüncü maddesini değiştireceğiz. (…) Kesinlikle Meclis"in uslu çocuğu olmayacağız. Duvara açtığımız gediğin daha sonra da oluk olmasını sağlayacağız.”

Bu gidişle ve bu söylem ve siyasetle duvara açılan o gediğin oluk olması çok zor gözüküyor. Yöre halkı kendi istek ve arzularının gerçekleşmediğini, seçtiği insanların sadece uzaktan kumandayı eline alanların emirlerini yerine getirdiğini artık çok iyi biliyor. Bu işlerin öyle tehditle olmayacağı, göz boyamayla sorunlara çözüm bulunamayacağı iyice anlaşıldı. Bana göre BDP"lilere son kozları oynatılıyor. Oyun artık bitiyor…

Bir de yeri gelmişken söylemekte yarar görüyorum. Bu anayasa lafını ağzınıza fazla sakız etmeyin. Bu ülkenin anayasasının haricinde bir de “Babayasası” var ki, sizler daha iyi bilirsiniz.

Vallahi çarptı mı kötü çarpar adamı, ona göre…



yucesoybaran@gmail.com

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

Yrd. Doç. Dr. H. Parlakyıldız
Hulusi Şenel
Gündoğdu Yıldırım
Av. Osman Muzmul
Video Haber
Gazete Başlıkları
Anket
3. yılına giren Hrant Dink cinayetinde yargının ve kolluk kuvvetlerinin, faillerin ve arkasındaki güçlerin üzerine yeteri kadar gittiğini düşünüyor musunuz?
EVET
HAYIR
Mail Listesi