Bahçeli'den Erdoğan'a 28 Şubat çağrısı
02 Mart 2010 Salı 13:13
MHP lideri Devlet Bahçeli, 28 Şubat sürecinin mağduru aranacaksa bunun Necmettin Erbakan ve partisinin olduğunu söyledi.
Bahçeli, 28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleşen siyasete müdahale süreci sonrasında talihsiz gelişmelerin olduğunu, sürecin Türkiye'nin siyasi dengelerini bozan siyaset dışı zorlamaları ortaya çıkardığını savundu.

Bahçeli, "Yaşanan sürecin derin fay kırıkları incelendiğinde; AKP ara rejimin arayışlarının ürünüdür, suni bir imalattır. Varlığı ve devamı kendini var eden ortamın sürmesine ve yapay gerilimler üretmesine bağlıdır. Zorlama süreçlerin eseri olarak, varlık nedenlerinin ve veli nimetlerinin farkında olan iş başındaki siyaset tüccarlarının, kaybettikleri meşruiyeti dışarıda; siyasi kimliklerini ise Türk siyasi tarihinin geride kalan sayfalarında aradıkları öteden beri bilinmektedir. Kendi köklerini inkar üzerine şekillenmiş bu 'reddi miras' anlayışı ile marazi mevcudiyetlerine sığınma kapıları bulmaya çalışanlar, merhum Başbakan Menderes ve merhum Cumhurbaşkanı Özal çizgisi ile rabıta kurma arayışına girmişlerdir. Bundan önceki ihtilal ve ara rejimlerde ortaya çıkmış diğer partilerin ulaştığı kaçınılmaz son AKP'yi de beklemektedir. Korkunun ecele faydası yoktur. Seçimden ve milletten kaçış bu sonu değiştirmeye yetmeyecektir. Bugün kalkıp 28 Şubat sürecinin sona erdiğini söyleyerek kendilerine pay biçenler, aslında kendi varlıklarını tekzip etmiş olmaktadırlar. Zira bizzat AKP zihniyeti ve Başbakan Erdoğan, bu ara rejim arayışlarının 13 yıl sonra can çekişen arızalı kalıntısından başka bir şey değildir" dedi.

Bahçeli, 28 Şubat sürecinin mağduru aranacaksa bunun Necmettin Erbakan ve partisinin olduğunu, AK Parti'nin ise müdahale sürecinin kazançlı çıkan baş aktörü olduğunu ifade ederek, "Darbelere ve demokrasiye müdahalelere gerçekten karşı ise Başbakan Erdoğan'a çağrımız, henüz eyleme geçmemiş planlardan önce bizzat yaşanmış ve aktörleri belli olan 28 Şubat denilen sürecin sorumlularından hesap sormaya başlamasıdır. Gerçek samimiyet sınavı böyle belli olacaktır" dedi.

Bazı komutanların serbest bırakılması

Konuşmasında "Balyoz darbe planı" iddialarına da değinen Bahçeli, bazı komutanların tutuksuz yargılanması kararı verilmesine yönelik, "Bugüne kadar benzer suçlar kapsamında açılan soruşturmalarda, hukuki ve insani teamüllere rağmen sanıkları tutuklu yargılayan makamlardaki bu ani uygulama değişikliği, bazı güçlerin siyasete, siyasetin de adalete müdahale ettiği yönünde ciddi kuşkular uyandırmıştır" dedi.

Bazı üst düzey emekli askerlerin tutuksuz yargılanmalarına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının yaptığı açıklamanın "güven sarsıcı" olduğunu ifade eden Bahçeli, "Bu açıklamanın TSK komuta kademesinin aralarında yaptığı toplantının akabinde yapılmış olması dikkat çekicidir. Biz yargının işine karışıp, tutuksuz yargılananların mağduriyetine neden olacak bir girişim başlatmak niyetinde elbette ki değiliz. Ancak bugüne kadar ısrarla saygı duyduğumuzu söylediğimiz yargının da bu saygınlığını zedeleyecek telkin ve söylentilerden uzak durması gerektiğini açıklamak istiyorum" dedi.

MHP lideri, "Tarafsız yargı arayanlarla ve bağımsız yargı peşinde olanların açtığı yeni bir kutuplaşma ve tartışma alanında, dileriz ki bir yandan günlerdir meydan okuyan, diğer taraftan karanlıkta ıslık çalan AKP hükümeti dayatmalara teslim olmuş olmasın. Temin ederiz ki, bugüne kadar sözde darbe arayışlarına karşı sanal kahramanlık yaparken, kendisi zorlamalara teslim olmamış ve böylesi bir sürecin yeniden birinci aktörü haline gelmemiş olsun. 'Türkiye'de hava puslanmayacak' diyen Başbakan Erdoğan, umarız ki 28 Şubat sürecinin ardından puslu havadan doğmuş olan siyasetini, yine böyle bir sürece teslim olarak sona erdirmesin" dedi.

Anayasa değişikliğine destek yok

AK Parti hükümetlerinin, "milleti peşine takacakları bütün vaatleri ve bahaneleri geride kalan yıllarda cömertçe harcadığını" ifade eden Bahçeli, "Anayasa değişiklikleri için oynayacağı son kozdan ve yaratacağı gerilimden başka saklanacağı paravan kalmamıştır" dedi.

Anayasanın değiştirilmesinin bir ihtiyaç olduğunu kaydeden Bahçeli, "Öncelikle TBMM'de temsil edilen siyasi partilerden teşekkül etmiş bir Anayasa Değişikliği Uzlaşma Komisyonu oluşturulmalıdır. Bu komisyona temsilci veren partilerin katkılarıyla anayasa değişiklikleri üzerinde görüşmeler yapılarak tartışılmalıdır. Üzerinde mutabık kalınacak değişikliklerle ilgili olarak tarafların onayı ile 'demokratik sözleşme' yapılmalı ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Değişikliği öngörülen anayasa maddelerinin kararı, erken ya da zamanında yapılacak Milletvekili Genel Seçimlerinden sonra oluşacak 24. Dönem TBMM'nin iradesine bırakılmalıdır" dedi.

Bu önerileri dışındaki görüş ve teklifleri dikkate almayacaklarını bildiren Bahçeli, "Aralarında yakınlaşma görülen AKP ile BDP'nin iş birliği yaparak, anayasa değişikliklerini referanduma götürmelerinin önü açıktır, tercih, sorumluluk ve vebal kendilerinin olacaktır. Biz şimdiden Başbakan Erdoğan'a ve ittifak yapacağı arkadaşlarına referandum yollarının açık olmasını dileriz" dedi.

"Teslimiyet protokolleri geri çekilsin..."

Ermenistan ile imzalanan protokollere de değinen Bahçeli, "Erdoğan ve işbirlikçilerini, TBMM'de beklettiği teslimiyet protokollerini geri çekmeye davet ediyorum" dedi.

"Ermenistan ile ilişki kurma arayışının, hükümeti köşeye kıstırdığını" ileri süren Bahçeli, yıllardan beri Türk milletini soykırımcı olarak suçlama arayışlarını hükümet üzerinde bir baskı ve dayatma aracı olarak kullanan ABD yönetimi için yeni bir yılın daha kapıya dayandığını belirtti.

Bahçeli, "Yine bilindik Ermeni yanlısı tutumlar sergilenecek, yine soykırımcı kabul edilip edilmeme üzerinde tehditler yapılacak ve nihayet ABD Başkanı'nın mesajından hikmetli ve övgü dolu sözler itina ile ayıklanarak Türk milleti yeni bir yıla kadar avutulacaktır. Oyunun aslı budur" diye konuştu.

Devlet Bahçeli, 4 Martta, ABD Temsilciler Meclisinde görüşülmeye başlanmasıyla bu yılki baskı ve dayatma mevsiminin de açılmış olacağını ifade ederek, "Hükümetten Washington'un beklediği, Ermenistan'la imzaladığı protokolleri Mecliste görüşmeye açması ve tek taraflı olarak Ermenistan'la ilişkileri başlatarak, ne kadar barışçı, ne kadar uzlaşmacı, ne kadar teslimiyetçi olduğunu ilan etmesidir" dedi.

Titanik benzetmesi

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, "Titanik"te gemiyi batıranların alt katlarda oturanlar olduğunu, şimdi de Türkiye'de gemiyi batırmaya çalışanların üst katlarda bulunduğunu ifade ettiğini ve devamında, "(Türkiye'de yoksulluk artıyor) dersek haksızlık yaparız" sözlerini kullandığını söyledi.

"Titanik" isimli geminin nasıl battığının bilindiğine dikkati çeken Bahçeli, "Asla batmayacağı yönündeki propagandayla yüzerken, bir buz dağına çarparak okyanusun dibini boylayan bu geminin, Başbakan Erdoğan'a ne hatırlattığı ve bu olayla nasıl bir illiyet bağı kurduğu tam olarak belli olmamıştır. Ancak Başbakan Erdoğan'ın gemilere olan ilgisinden dolayı bu örneği vermesi bir bakıma normal görülmelidir. Eğer kendisini, Titanik'le özdeş tutuyorsa, diyebileceğimiz şudur: Bu gemiyi batıran bir buz dağıdır. Milliyetçi Hareket de dümeninde Başbakan'ın bulunduğu köhnemiş teknenin rotası üzerinde dimdik ve ayakta mukadder olan çarpışmayı beklemektedir. Sonuçta, Başbakan Erdoğan, Türkiye sevdalılarına çarpacak ve her taraftan su alacak olan partisiyle birlikte siyasi tarihin karanlıklarına mutlaka gömülecektir" dedi.

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

Yrd. Doç. Dr. H. Parlakyıldız
Hulusi Şenel
Gündoğdu Yıldırım
Av. Osman Muzmul
Video Haber
Gazete Başlıkları
Anket
3. yılına giren Hrant Dink cinayetinde yargının ve kolluk kuvvetlerinin, faillerin ve arkasındaki güçlerin üzerine yeteri kadar gittiğini düşünüyor musunuz?
EVET
HAYIR
Mail Listesi